Aydın Doğan'a Selam Olsun
internetist tarafından Pzt, 11/03/2008 - 03:15 tarihinde gönderildi.Ne kadar söylenirseniz söylenin, beni takip etme amacınız olan "internet" temalı blogumda "kişisel" yazılarımı ve yorumlarımı yayınlamaya devam edeceğim.
Her ne kadar siyasetle çok fazla içiçe olmasam da, AKP yanlısı olmasam da, onlara oyum nasip olmamış olsa da; nasip derken, bu durumdan hiç de üzgün olmasam da, bazı konularda gerçekten hak vermiyorum değil başBAKANa. Artık, Doğan Medya Grubu'nun bu ülkeye verdiği "psikolojik" zararı görmeyenlerle memleket meselelerini tartışmamaya karar verdim. Herifler Türk insanını resmen dört koldan paranoyak etmişler ve etmeye devam ediyorlar.
Örneğin en son bi Turkcell haberleri vardı, "Mustafa" 'ya sponsor olmayan... Turkcell ve Can Dündar'ın açıklamasından sonra haberler birden bıçak gibi kesildi... İnsan bi özür diler... Ama yoook: farklı açıklarını yakalamaya çalışıyorlar şuan da Turkcell'in ve sonuna kadar mücadeleye devam! Tamam siz memnun olmayabilirsiniz tabii Turkcell'den, ama bu savaş neyin mücadelesidir? Turkcell'in Doğan Grubu'na reklam vermemesi midir sadece?
Allah'tan Hüseyin Üzmez konusu çıktı ki bunlara, bir çok kapatılması gereken konunun üstünü örttüler onun sayesinde. Sahi, adamında üstüne o kadar gidilmesinin tek amacı olur, o da ya yargıya ya da hükümete etki etmeye çalışmaktır. Arada bunlara medya veya gazeteci olduklarını hatırlatmak gerekiyor. Yoksa nasılki bazı kesimler (hükümet vs.) uç olarak hareket ediyorsa, medyaya da sesini çıkarmazsan kendi ucunda hareket edecektir. Yüz verirsen astarını ister, 301 dersin, 0'ı atıp 31 çekerler. Her zaman demişimdir: bizim medyamız ve insanımız demokrasiye kesinlikle hazır değildir.
Paranızı ben vereyim, bu insanları paranoyak etmekten artık vazgeçin!
Not: Bu yazı, sitenin erişime kapatılması için çeşitli materyaller oluşturmaktadır. Oh canıma değsindir! Kapattırmayan böyle (O) olsundur!
Gecenin Bi Yarısı Yenen Yemeğin Daha Lezzetli Olması
internetist tarafından Pzt, 11/03/2008 - 02:07 tarihinde gönderildi."- N'alaka!" demeyin kardeşim, gerçekten var böyle bir şey. Özellikle saat 22.00'dan sonra ve hatta yatmaya hazırlanırken yenilen-içilen her türlü gıda, olduğundan daha lezzetli bir hâl alıyor. Hatta (bıraktığım, ki size de tavsiye ederim) sigaranın bile en zevkli anıdır gece yarısı. Hele bir de karnınız açsa ve dolap da boşsa, aman Allah'ım!; bu durumu anlatmak bile hiç hoş değil.
"- Zararlı ya ondandır" diye kendimi avutmaya çalışıp yememeye çalışıyorum, lâkin buna mükâbil filhakika mâmafih be günlük! (Tamam kabul ediyorum, burası gerçekten alakasız oldu; bağlayamadım bi şekilde.)
Sonra düşündüm tüm bu düşündüklerim, gecenin insana verdiği bir sıkıntıdan ibarettir diye karar kıldım. Böyle de boş işlerle meşgulüm ben.
Ekleme: Düşündüm de bu yazıyı gece okuyun, o zaman daha "- Harbiden ha, doğru söylüyon!" oluyo insan.
Hackerın Seksi Fotoğrafları İçin Tıklayınız
internetist tarafından Paz, 10/26/2008 - 17:10 tarihinde gönderildi.Hürriyet'in "seksi fotoğrafları için tıklayınız" alt linkli haberlerini artık bilmeyeniniz yoktur sanırım. Çıplaklık üzerinden hit sağlamaya çalışan bu gazetemsi internet sitesinde an itibariyle gördüğüm bir haber, beni gülmekten yerle paralel bir konuma getirdi.
Gazete, bir haberi anasayfadan şu şekilde veriyor:

Habere gelince, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün 7 aylık bir takipten sonra "Rus Ali" lakablı çete lideri hackerın ve çete üyelerinin yakalanışı ile ilgili. Haberin tamamı burada.
Bu haber, yine aynı gazetenin daha önce de "Mars'taki Çıplak Yaratık" başlıklı bir haberini anımsattı bana.
Abana Belgeseli - "İstefan, Ginolu ve Ayandon"
internetist tarafından Pzt, 10/06/2008 - 18:58 tarihinde gönderildi.İnternet konusunu bir yana koyup, beni ve hemşerilerimi yakından ilgilendiren bir araştırma yazısından bahsetmek istiyorum.
Geçmişini pek bilmediğimiz, bundan 100 yıl öncesi muammalı, hatta bir rivayete göre de tüm resmi kayıtları Ayancık ilçesinde bir yangınla yok olmuş olan, ama herşeye rağmen güzel ve çok sevdiğim bir memleketim var: Sinop, Türkeli...
İlçemiz ve tarihi hakkında, daha önceleri de oldukça araştırmalar yapmıştım. Ancak alışılagelmişin dışında, samimiyetsiz, kaymakamlıkların her il ve ilçe için hazırlattıkları standart ve sıkıcı bir belde tarihinden öteye pek bir bilgiye ulaşamamıştım.
Geçenlerde ise elime harika bir kaynak geçti. Hayati Tahsin YILMAZ adlı bir araştırmacı yazarın, "Abana Belgeseli" adlı kitabı. Kitabın ilk bölümünün içeriğine bu adresten ulaşabilirsiniz. Kitabın basılı ve satılık bir örneğini, tüm aramalarıma rağmen bulamadım. Eğer internet üzerinden satılan bir adres görürseniz, bu yazıya yorum olarak veya iletişim sayfasından bana ulaştırırsanız çok memnun olurum.
Kitabın birinci baskısından kısaca bahsetmek gerekirse, Abana halkının, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde ilçe olmak için verdiği mücadele anlatılıyor. İlçenin kentleşmesi, sosyalleşmesi, döneme ve yokluklara inat ayakta dimdik durabilmenin mücadelesi, sürükleyici ve harika bir anlatımla okuyucuya yansıtılıyor. Kitabın birinci baskısını buradan okuyabilirsiniz.
Ancak, kitabında bir de asıl ilgimi çeken ikinci ve sanırım henüz yayınlanmamış bir baskısı daha var ki, asıl değinmek istediğim yer işte tam burası. İnebolu'dan Gerze'ye kadar ve ilçemiz hakkında eski çağlara kadar harika tarihi bilgilerden bahsediliyor. Tabii okuduklarınızın sizi tam olarak doyurmasını istiyorsanız kitabın birinci bölümüyle birlikte bütünleştirmelisiniz. Yani ilk olarak birinci baskıyı okumanızı tavsiye ederim.
Kitabın ikinci baskısının "İstafan, Ginolu ve Ayandon" başlıklı kısmından, ilçemiz tarihi hakkında yazılan bir bölümünü burada sizinle de paylaşmak istiyorum:
AYANDON
Ayandon’un nerede olduğunu bulmakta oldukça zorlandık. Ayandon, Türkeli’nin 3 km kadar güneyindeki bugünkü Hamamlı köyüdür. Türkeli Çayı’nın (Ayardın Deresi) kıyısındadır.
Per Minas Bıjişkyan, 1817 Ayandon’unu şöyle tanımlar: “Ay Andon namına eski bir kilise ve evler ihtiva eder.Buraya gemiler yalnız yazın yanaşabilir” (sayfa 26).
Osmanlı arşivlerinde Ayandon’da 1850 dolayında da birçok geminin yapıldığı yazılı(*). Bundan, 1860’ta bile Ayandon’un deniz kıyısında olduğu anlamını çıkarıyoruz. Demek ki o zaman, bugünkü Türkeli’nden Ayandon’a dek, uzunluğu en az 3 km’ye varan bir ‘koy’ vardı.*) 9 Mart 1860 tarihli Osmanlı Arşivi’nde şöyle yazar: “Abanalı Hacı Hasan oğlu Hacı Mustafa Kaptan’ın kullandığı Ayandon’da inşa olunan gemiye sened-i bahrî verilmesi” (15 Şaban 1276 H. Dosya No:151, Gömlek No:12 Fon Kodu: A.}DVN).
Ayandon’da oldukça eski bir cami (1827) ve bugün kullanılmayan çok eski bir hamam var (bugünkü Hamamlı adını bu hamamdan aldığı anlaşılıyor). Bugünkü Türkeli’nin bulunduğu yer eski haritalarda “Ayandon Burnu” olarak geçer (kimi haritalarda Ayandon’un adı “Antonios”; Ayandon Burnu da “Antonios Burnu” olarak gösteriliyor). Türkeli, bu koyun dolup, üzerinde yaşanılacak bir düzlük oluşunca hızla büyümeye başlar. 1950’de bile Türkeli’nin 5 km batısındaki Gündoğdu Köyü (Kirkoz) tecimsel (ticari) yaşamda Türkeli’den öndedir. İlk deniz motorunu (motorlu deniz taşıtı) ve yumurta tüccarlarını Türkeli’nden önce Kirkozaltı’nda (Gündoğdu) görüyoruz.
Türkeli’nin bilinen ilk adı Yarna’dır. Bucaklıkla beraber “Gemiyanı” adını alır (1922’de TBMM kararıyla Ayandon’un adının Türkçe olmaması nedeniyle bucaklık Türkeli’ne kaldırıldı). Gemiyanı adı, burada gemi yapıldığından değil, kıyıda batık bir gemi bulunduğu için verilmiştir. Sonra adı “Türkeli” olur. 1935’te bucaklık, beş yıl için Helaldı’ya (Güzelkent) geçti (İlçe Ayancık’tır*). Türkeli 1967’de ilçe oldu. *) “Ayancık Kazası’na bağlı Türkeli Nahiyesi merkezinin Gemiyanı köyünden Helaldı köyüne nakli” (Cumhuriyet Arşivi. Tarih 8 Mayıs 1935. Sayı, 11317, Fon Kodu 30..11.1.0, Yer 95.12..6).
Yukarıda alıntı yapılan metnin tamamına buradan, kitabın tamamına ulaşmak için de buradan buyrun.
Açılan sitedeki tüm yazılı görselleri görüntüleyebilmek için bilgisayarınızda Adobe Acrobat Reader veya her hangi bir PDF okuyucunun kurulu olması gerekmektedir.
iPhone Alma!
internetist tarafından Per, 09/25/2008 - 22:33 tarihinde gönderildi.Bunu ben demiyorum, burası diyor. Ama ben demiyorum deyip de sıyrılmak olmaz, sonuna kadar da hak veriyorum. Piyasaya bir hışımla giren iPhone'un, aynı hışmı Türkiye'de hangi cesaretle sergilemeye çalışacağını açıkcası çok merak ediyorum. Söylemek de yarar gördüğüm bir de gözlemim var: gerek haberlerle, gerekse tartışmalarla bir hayli adından söz ettiren iPhone, ne yazık ki Avrupa'da aradığını bulamadı.
Peki neden alınmaması gerekiyor? Bunu siz de merak ediyorsanız veya bildiğiniz bir şeyler var ve siz de söylemek istiyorsanız buradan buyrun.
Yine, Yeni, Tekrar, En Baştan, Bi' Daha, Yeniden...
internetist tarafından Pzt, 09/15/2008 - 23:45 tarihinde gönderildi.Artık anlıyorum ki blog yazmak bana göre bir iş değil. Sadece tasarlayıp, aklımdaki şablonu oluşturup yayına vermek ve oturup öylece onu izlemek bana daha fazla zevk veriyor sanki. Şimdiye kadar tutabildiğim en uzun blog yalnızca 6 ay olmuştu. Bu da benim kendi rekorum. Fakat bu defa kendimi aşıp daha uzun ömürlü bir blog tutmaya karar verdim. Bu kez son deneyişim :)
Blog ve tasarım hakkında kısa bir bilgi geçeyim: İnternetiz.com'u bu kez "e" subdomaini altına kurdum. Drupal ile yoğurduğum hamurunu, RoopleTheme'in WhiteJazz teması ile pişirdim. Evet, neden Drupal diyecek olursanız, hala daha WordPress kullanmama konusunda ısrarlıyım. Bu konuya ilerleyen günlerde başka bir yazı altında değineceğim.
Şimdilik bu yazıyı buraya kadar okuyan herkese teşekkürler.

Son yorumlar
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
3 hafta 3 gün önce
3 hafta 3 gün önce
4 hafta 5 gün önce
6 hafta 2 gün önce
7 hafta 2 gün önce
7 hafta 2 gün önce
7 hafta 3 gün önce
7 hafta 4 gün önce